Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) güncel raporu, küresel sağlık iş gücünde sayısal büyüme yaşanmasına karşın derin eşitsizliklerin sürdüğünü ve çalışanların yaşlandığını ortaya koyuyor. 2030’da 11,1 milyon kişiye varması öngörülen sağlık çalışanı açığı, özellikle yüksek gelirli ülkelerde iki yönlü bir baskı oluşturuyor.
DSÖ, ulusal resmi verilere dayanan ve küresel sağlık iş gücünün mevcut durumunu, eğilimlerini ile yapısal sorunlarını kapsamlı biçimde ele alan “National health workforce accounts: health workforce levels and trends 2026” adlı raporu yayımladı. Ulusal Sağlık İş Gücü Hesapları (NHWA) çerçevesinde hazırlanan çalışma, her yıl yayımlanması planlanan dizinin ilk bölümü niteliğinde.
Sağlık Çalışanı Yoğunluğunda Yirmi Yıllık Artış
Rapordaki verilere göre doktor, hemşire ve ebe, diş hekimi ile eczacıları kapsayan sağlık iş gücü yoğunluğu son yirmi yılda dünya genelinde yüzde 52 arttı. 2006’da her 10 bin kişiye 44,8 sağlık çalışanı düşerken, 2025 itibarıyla bu oran 67,9’a çıktı. Küresel ölçekte sağlık ve bakım çalışanlarının toplam sayısı 70 milyonun üzerine yükseldi.
Bölgeler Arası Uçurum Rakamlara Yansıyor
DSÖ, küresel artışın ülkeler ve bölgeler arasındaki derin eşitsizlikleri gizlediğine dikkat çekti. DSÖ Avrupa Bölgesi’nde doktor yoğunluğunun DSÖ Afrika Bölgesi’ne kıyasla 13 kat, hemşire ve ebe yoğunluğunun ise 6 kat daha yüksek olduğu bildirildi. Raporda sağlık çalışanı eksikliği ile iş gücünün dengesiz dağılımının, milyonlarca insanın temel sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlamaya devam ettiği vurgulandı.
DSÖ Akademisi Sağlık İş Gücü Politikaları ve Verileri Birimi Başkan Vekili Dr. Khassoum Diallo, sağlık çalışanı yetiştirme ve veri toplama alanında ilerleme kaydedilmesine rağmen sağlık ve bakım çalışanlarında ciddi ve eşitsiz açıkların sürdüğünü belirtti. Diallo, sağlık çalışanı yoğunluğunun ülkelerin gelir düzeyiyle güçlü biçimde bağlantılı olduğunu ifade ederek, bu eşitsizliklerin giderilmesinin Herkes İçin Sağlık hedefine ulaşılması açısından temel önem taşıdığını söyledi.
Yaşlanan İş Gücü Açığı Derinleştiriyor
DSÖ’nün yıllık raporlarında sağlık iş gücü düzeyi ve eğilimlerinin yanı sıra her yıl farklı bir temaya da odaklanılacak. İlk raporda nüfusun ve sağlık çalışanlarının yaşlanmasının gelecekteki sağlık iş gücü ihtiyacı üzerindeki etkileri incelendi.
Rapora göre bazı ülkelerde sağlık çalışanlarının yaşlanması, 2030 yılında dünya genelinde 11,1 milyon kişiye ulaşması beklenen sağlık iş gücü açığını daha da büyütüyor. Nüfusun yaşlanması ise sağlık hizmetlerine yönelik talebi artırıyor.
Doktorların Dörtte Biri Emeklilik Eşiğinde
122 ülkeden elde edilen en güncel verilere göre doktorların ortalama olarak yaklaşık dörtte biri 55 yaşın üzerinde ve önümüzdeki 10 yıl içinde emekli olacak. Yüksek gelirli ülkelerde bu oran yaklaşık her üç doktordan bire çıkıyor. DSÖ, 67 ülkenin 2030 yılına kadar nüfusun sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli sağlık çalışanına sahip olmayacağını açıkladı.
Diallo, yaşlanmayı acil şekilde ele alınması gereken gizli sağlık iş gücü krizi olarak tanımladı. Sağlık çalışanlarının ve nüfusun yaşlanmasının özellikle yüksek gelirli ülkelerde sağlık sistemleri üzerinde çift yönlü baskı oluşturduğunu belirten Diallo, geleceğe yönelik sağlık iş gücü planlaması, eğitim, istihdam ve çalışanların sistemde tutulmasına yönelik politikaların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Veri Altyapısında Kaydedilen İlerleme
Rapora göre DSÖ üyesi ülkelerin yüzde 90’ından fazlası 2025 yılında sağlık iş gücü verilerini aktif olarak bildirdi. Ulusal Sağlık İş Gücü Hesapları sisteminin 2017’de başlatılmasından bu yana sağlık iş gücü verilerinin kullanılabilirliğinde yaklaşık 20 kat artış sağlandı. DSÖ, bu gelişmenin sağlık iş gücü bilgi sistemlerinin güçlendirilmesinde kaydedilen ilerlemeyi yansıttığını belirtti.
Diallo, sağlık ve bakım iş gücüne yatırım yapılmasının sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi, sağlık güvenliğinin korunması ve sürdürülebilir kalkınmanın ilerletilmesi açısından temel önemde olduğunu vurguladı.

