İstanbul İl Sağlık Müdürü Güner: Yılda 337 Kez Acil Servise Başvuran Hastalar Tespit Edildi
Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, İstanbul İl Sağlık Müdürü olarak yılın ilk sekiz ayında kent çapında 148 milyon muayene yapıldığını duyurdu. Sağlık kaygısı ve anksiyete nedeniyle tekrarlayan başvuruların sisteme ciddi yük bindirdiğini vurguladı.
Güner, İstanbul’un sağlık görünümü ile hastanelerin kullanım düzeylerini detaylı biçimde ele aldı. Ocak–Ağustos döneminde şehir genelinde toplam 148 milyon muayene gerçekleştirildiğini kaydeden müdür, kaygı ve anksiyete yüzünden sağlık kurumlarına defalarca gelen çok sayıda vatandaşla karşılaşıldığını söyledi. İncelemelerde hipertansiyon endişesi yaşayan bir kadının bir yılda 316 kez, KOAH ile ilişkili nefes darlığı kaygısı olan bir hastanın ise 12 ay içinde 337 kez acil servise başvurduğu belirlendi. Rakamlar, gereksiz başvuruların yalnızca bireysel düzeyde kalmadığını; sağlık sisteminin işleyişi ile kaynak paylaşımını doğrudan etkileyen yapısal bir sorun olduğunu gösteriyor.
Multidisipliner Yaklaşımla Başvuru Sıklıkları Düşürüldü
Güner, gereksiz başvuruların gerçekten tedaviye ihtiyaç duyan hastaların randevu ve muayeneye ulaşmasını zorlaştırdığına dikkat çekti. Bu kişilere hekim, psikolog ve psikiyatristin birlikte çalıştığı destek sürecinden geçirildiğini anlattı. Şiddetli anksiyete yaşayan hastalarla yapılan görüşme ve yönlendirmeler sonucunda yılda yüzlerceye ulaşan başvuruların ayda bir veya iki ayda bir düzeye indirildiğini ifade etti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun Koruyan, Üreten, Geliştiren Sağlık Modeli çizgisinde vatandaşların önce aile hekimine gitmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerinden etkin yararlanması çağrısında bulundu.
Tablo, sağlık hizmetine erişimde yalnızca fiziksel değil psikososyal etkenlerin de belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Mükerrer başvuruların azaltılması, hem sağlık çalışanlarının yükünün hafiflemesi hem de gerçek ihtiyaç sahiplerinin zamanında hizmet alması açısından büyük önem taşıyor. Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu sağlık modeli kapsamında aile hekimliğinin güçlendirilmesi ile ruh sağlığı hizmetlerinin bütünleştirilmesi, bu vakaların önlenmesinde yapısal bir yanıt sunabilir. Sağlık çalışanları için durum, yalnızca tıbbi müdahale değil; empati ve iletişime dayalı bir yaklaşımın da zorunlu olduğunu gösteriyor.


