Ötenazi araştırmasına Kocaeli'den 124 hemşire yanıt verdi

Ötenazi araştırmasına Kocaeli’den 124 hemşire yanıt verdi

Kocaeli'de iki hastanede 124 hemşireye yönelik ötenazi araştırması mesleki ve etik tutumları ortaya koydu. %36,3'ü belirli koşullarda kabul edilebilir bulurken %63,7'si karşı çıktı.

Ali Akbaş
20 Views
4 Min Read
4 Min Read

Kocaeli Üniversitesi araştırmacılarının “Hemşirelerin Yardımlı İntihar Hakkında Görüşleri ile İlgili Bir Çalışma” adlı çalışması, sağlık çalışanlarının yaşamın son evresine dair en tartışmalı etik konulardan birine hangi perspektifle baktığını ortaya koymayı amaçladı. Anket formları, yatak başı hemşireliği yapan sağlık personeline İzmit Devlet Hastanesi ile Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nde ulaştırıldı. Her iki kurumdaki tüm hemşirelere erişilmesi hedeflenmesine karşın formların yaklaşık üçte biri geri geldi; değerlendirme 124 hemşire üzerinden yapıldı. Katılımcıların yüzde 73,4’ü 20-30 yaş aralığında, yüzde 57,3’ü ise bir ila beş yıllık mesleki tecrübeye sahipti.

Yüzde 36,3’ü belirli koşullarda kabul edilebilir buldu

Hemşirelere, şiddetli ağrı ve acı içinde olan, iyileşmesi mümkün görünmeyen bir hastanın ölümüne yardımcı olacak yöntem ya da araç talebinin kabul edilip edilemeyeceği yönünde sorular yöneltildi. 124 hemşireden 45’i, yani yüzde 36,3’ü, böyle bir yardımın belirli şartlar altında ahlaken kabul edilebilir olabileceğini ifade etti. Araştırmacılar, bu tutumun katılımcılarca hastanın bilinçli ve özerk tercihine saygı duyma ile insan onurunu koruma düşüncesiyle bağlantılı olduğunu aktardı.

En önemli gerekçe “tedavinin mümkün olmaması”

Ötenaziyi kabul edilebilir gören hemşirelerin dayanakları çalışmada ayrıntılı biçimde listelendi. Katılımcıların yüzde 17,7’si gerekçe olarak hastanın tıbbi tedavisinin artık mümkün olmamasını ya da geri dönüşsüz bir durumda bulunmasını gösterdi. Yüzde 4’ü hastanın ciddi düzeyde ıstırap çekmesini, yüzde 3,3’ü yaşam kalitesinin son derece düşük olmasını tek başına yeterli bir koşul saydı. Yüzde 11,3’lük kesim ise bu koşulların tamamının bir arada bulunmasını gerekçe olarak öne sürdü.

Yüzde 63,7’si karşı çıktı

Araştırmaya dahil olan 79 hemşire, başka bir deyişle yüzde 63,7’lik çoğunluk, ötenaziyi kabul edilemez olarak değerlendirdi. Bu grupta en sık dile getirilen gerekçe yüzde 18,5 ile “yaşamın kutsallığı” oldu. Katılımcıların yüzde 15,3’ü uygulamayı kişisel değerlerine, yüzde 9’u dini inançlarına, yüzde 4,8’i mesleki sorumluluklarına aykırı buldu. Yüzde 15,3’lük bölüm ise tüm bu gerekçelerin birlikte etkili olduğunu belirtti. Araştırmacılar, karşıt görüşteki hemşirelerin büyük bölümünün insan yaşamını koruma ve sürdürmeyi hemşireliğin temel etik yükümlülüğü olarak gördüğünü kaydetti.

Mesleki değerler de kararlarda etkili oldu

Çalışmada hemşirelerin mesleki değerleri ile ötenaziye dair görüşleri arasındaki bağ da ele alındı. Katılımcıların mesleki değer sıralamasında eşitlik yüzde 83 ile birinci sırada yer aldı. Bunu yüzde 74,1 ile estetik, yüzde 68,5 ile fedakârlık, yüzde 66,1 ile gerçekçilik, yüzde 59,6 ile insan onuruna saygı ve yine yüzde 59,6 ile adalet izledi. Özgürlük değeri yüzde 41,1 oranında belirtildi. Araştırmanın sonuç bölümünde, ötenaziyi belirli koşullarda kabul edilebilir bulan hemşirelerde fedakârlık değerinin belirleyici rol oynadığı; kabul edilemez diyenlerde ise adalet değerinin daha belirgin hale geldiği değerlendirmesine yer verildi.

Dini inançların etkisi de araştırıldı

Çalışmada dini inançların mesleki kararlara yansıması da incelendi. Ötenaziyi kabul edilemez bulan hemşirelerin yüzde 40’ı, inançlarının bu konudaki düşüncelerine kısmen etki ettiğini bildirdi. Mesleki kararlarının dini inançlarından hiç etkilenmediğini söyleyenlerin oranı yüzde 21,8 olurken, tamamen etkilendiğini belirtenlerin payı yüzde 1,9’da kaldı. Araştırmacılar, dini inanç ile ötenaziye ilişkin görüş arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edildiğini de aktardı.

Araştırmacılardan etik ve yasal tartışma çağrısı

Araştırmanın sonuç bölümünde, hemşirelerin yüzde 36,3’ünün şiddetli acı çeken, geri dönüşü olmayan ve yaşam kalitesi çok düşük hastalar açısından ötenaziyi belirli koşullarda ahlaken savunulabilir görmesinin dikkat çekici olduğu vurgulandı. Buna karşılık çoğunluğun yaşamın kutsallığı, kişisel ve mesleki değerler ile mesleki sorumluluklar nedeniyle bu yaklaşımı reddettiği belirtildi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların ardından hemşirelikte etik eğitimin güçlendirilmesini, ulusal meslek kodlarının geliştirilmesini ve ötenazi konusunun tıbbi, etik, hukuki, sosyal ve dini yönleriyle farklı platformlarda tartışılmasını önerdi. Çalışmanın 1998 yılında gerçekleştirildiği ve 2001 yılında yayımlandığı için bulguların günümüzde Kocaeli’de görev yapan hemşirelerin mevcut görüşlerini yansıtan güncel bir anket olarak değerlendirilmemesi gerektiği de ifade edildi.

Annem hasta' diyerek izin aldı, sevgilisiyle buluştu: Tazminatsız işten çıkarıldı

Share This Article
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir