Yaşlılarda Kas Eritmesi Sessizce İlerliyor: Günlük Hayattaki İşaretlere Dikkat

Yaşlılarda Kas Eritmesi Sessizce İlerliyor: Günlük Hayattaki İşaretlere Dikkat

Yaşlı hastaların tedaviye hazırlığında sarkopeni, yani kas kütlesi ve gücü kaybı, çoğu kez göz ardı ediliyor. Prof. Dr. Jacek Sobocki, bunun önlenebilir olduğunu vurguluyor.

Emre Kılıç
21 Views
4 Min Read
4 Min Read

Yaşlılarda Kas Eritmesi Sessizce İlerliyor: Günlük Hayattaki İşaretlere Dikkat

Kas kütlesi ve gücünün azalması anlamına gelen sarkopeni, ileri yaş hastaların tedaviye hazırlanmasında öne çıkan konulardan biridir; buna rağmen çoğu kez fark edilmeden ilerler. Prof. Dr. Jacek Sobocki, bu tablonun önlenebileceğini belirtiyor.

Özellikle onkolojik tedavi süreçlerine girecek yaşlı hastalarda en büyük engellerden biri sarkopeni olarak karşımıza çıkıyor. Kas gücü ve kas kütlesindeki düşüş, hastanın genel sağlık durumunu ve tedaviye verdiği yanıtı doğrudan etkiliyor. Prof. Dr. Jacek Sobocki, sağlığın bireyden bağımsız bir kavram olarak görüldüğünü vurgulayarak sarkopeninin ardında iki temel sürecin bulunduğunu söylüyor: yetersiz protein alımı ve fiziksel aktivite eksikliği.

Prof. Dr. Sobocki, bireyin bu süreçler üzerinde etkili olabileceğine dair toplumda henüz yeterli bir farkındalık oluşmadığını ifade ediyor. Doğru beslenme ve hareketlilik konusundaki temel bilgilerin herkes tarafından bilinmesi gerektiğini, ancak hasta bireylerde beslenme yönetiminin farklı bir yaklaşım gerektirdiğini ekliyor.

Hastanın tedaviye hazırlanmasının yalnızca ameliyat öncesi tetkiklerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sobocki, rehabilitasyon, beslenme ve kas gücünün korunmasının tedavinin ayrılmaz parçaları olduğunu vurguluyor. Uzman, Hasta tedaviye uygun şekilde hazırlanmalıdır. Rehabilitasyon, beslenme, kasların ve işlevselliğin korunması ek birer unsur değil, tedavinin parçalarıdır diyor.

Prof. Dr. Sobocki, ne yazık ki birçok hastasının fiziksel olarak aktif olmadığını, hatta bazılarının okul yıllarının ardından sporla bağını tamamen kestiğini aktarıyor. Sarkopeninin belirtileri her zaman ileri düzey tetkik gerektirmiyor. Prof. Dr. Sobocki, Sarkopeniyi en basit şekilde hastaya bakarak teşhis edebilirsiniz. Hasta bastonla yürüyorsa, titriyorsa ve dengesini korumakta zorlanıyorsa büyük olasılıkla sarkopeni vardır. Bu durum nörolojik bir hastalıktan kaynaklansa bile, o hastalık hastanın hareketini azaltır; hareket azalınca da kaslar erir değerlendirmesinde bulunuyor.

Günlük Hayattaki Erken Uyarı İşaretleri

Sandalye gibi basit bir günlük eylem, sarkopeninin erken uyarı sinyali olabilir. Sandalyeden kalkmakta zorlanmak, merdiven çıkmakta güçlük çekmek veya evden dışarı çıkmamak da önemli ipuçları arasında sayılıyor. Prof. Dr. Sobocki, Hasta sandalyeden kalkamıyorsa, merdiven yerine asansörü kullanıyorsa, evden dışarı çıkmıyorsa bunlar çok basit sinyallerdir. Hastayı muayene ederken yumuşak, gevşek bir karın bölgesi görüp ardından uyluk kaslarının azaldığını tespit ettiğimde bu çoğu zaman yeterli oluyor. Bu, büyük bir uzmanlık, ekstra sistem bütçesi veya sonuç için beklenmesi gereken tetkikler gerektirmiyor diyor.

Ameliyata hazırlık, ameliyat salonunda başlamıyor. Giderek daha fazla önem kazanan prehabilitasyon, yani ameliyat öncesi dönemde yürütülen çalışmalar; uygun beslenme, hareket ve hastanın genel işlevselliğinin iyileştirilmesini kapsıyor. Bu yaklaşım, özellikle onkolojide büyük önem taşıyor; zira cerrahi müdahale çoğu zaman uzun ve yıpratıcı bir tedavi sürecinin yalnızca bir aşamasını oluşturuyor.

Prof. Dr. Sobocki, cerrahide rehabilitasyonun kanıta dayalı olduğunu belirterek, İyi bir rehabilitasyon olmadan iyi bir cerrahi olmaz. Hasta gelir ve ameliyat edilir şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Bir cerrah olarak benim hedefim hastayı ameliyat etmek değil, iyileştirmektir. Mesele sadece lezyonu çıkarmak değil, hastanın operasyondan en az ameliyat öncesi kadar iyi bir durumda çıkmasını sağlamaktır diyor.

Bu durumun onkoloji hastalarında ayrıca önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sobocki, cerrahi müdahalenin çoğu zaman tedavinin sonu olmadığını, hastanın sonraki tedavi aşamalarına da hazırlanması gerektiğini belirtiyor. Uzman, Ameliyat çoğu zaman nihai tedavi değildir. Ardından gelen onkolojik tedavi, hastayı bazen operasyondan daha fazla yorabilir. Bu nedenle prehabilitasyonun amacı yalnızca komplikasyonları önlemek değil; hastanın ilerleyen onkolojik tedavi öncesinde mümkün olan en iyi durumda olmasını sağlamaktır şeklinde konuşuyor.

Share This Article
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir