Adli Tıp Üst Kurulu: Hemşire şiddeti bebeğin engeline yol açmadı

Adli Tıp Üst Kurulu: Hemşire şiddeti bebeğin engeline yol açmadı

Kahramanmaraş’ta kuvözde hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık’ın darbettiği iddia edilen Deniz Esin Bozoklar (5) için açılan davada Adli Tıp Üst Kurulu raporu mahkemeye ulaştı. Raporda hemşirenin eylemleri ile bebekte saptanan nörolojik tablo arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtildi.

Emre Kılıç
23 Views
5 Min Read
5 Min Read

Kahramanmaraş’ta kuvözdeyken hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık’ın Deniz Esin Bozoklar’a (5) şiddet uyguladığı ve bunun sonucunda çocuğun zihinsel ile bedensel engelli kaldığı iddiasının görüldüğü davada Adli Tıp Üst Kurulu’nun raporu mahkemeye iletildi. Raporda, hemşirenin gerçekleştirdiği müdahalelerle bebekte görülen nörolojik tablo arasında nedensellik bağı tesis edilemediği ifade edildi. Abdullah Bozoklar raporu eleştirerek, “Doğumdan şiddet uygulanana kadar hiçbir nörolojik takibi, epilepsi ilacı kullanımı, serebral palsi ile ilgili ön tanısı yok. Diyorsun ki, ‘Senin çocuğun erken doğmuş, bu hastalıklar zaten olacaktı.’ Bugüne kadar doğan prematüre çocukların hepsi mi bu şekildeydi” dedi.

Sema ve Abdullah Bozoklar’ın 2021’de KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde doğan kızları Deniz Esin Bozoklar, düşük doğum ağırlığı nedeniyle yenidoğan yoğun bakımda kuvöze yatırıldı. İddialara göre 26 Mayıs 2021’de kan alma sırasında hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık bebeğe şiddet uyguladı. Hastane güvenlik kameralarına yansıyan ve 14 dakika süren işlemde Bağrıyanık’ın Deniz Esin Bozoklar’ın başına defalarca vurduğu, bacağını sıktığı; ardından bebeğin hareketsiz kaldığı kayda geçti.

Görüntülerin gün yüzüne çıkması üzerine Hazel Dırık Bağrıyanık tutuklandı. “Kasten yaralama” suçlamasıyla en fazla 3 yıl hapis talebiyle yargılandığı dava dosyası Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Kurumdan gelen raporlar birbiriyle uyuşmadığı için mahkeme dosyayı Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’na iletti.

RAPOR MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ

Dosyayı inceleyen 45 üyeli üst kurul hazırladığı değerlendirmeyi mahkemeye sundu. Oy birliğiyle kabul edilen raporda hemşirenin bebeğin bakımı esnasında sarsma yaptığı, kafa ve yüze yönelik tekrarlayan künt travmatik eylemlerde bulunduğu; buna karşın ultrasonda kafa içi patoloji görülmediği, olay gününe ait kranial MR (beyin emarı) bulunmadığı, kafatası kırığı, kafa içi kanama ya da yaygın aksonal hasar izlenmediği belirtildi. Bebeğin yatış sonrası takiplerinde saptanan nörolojik tablonun, söz konusu hemşirenin künt travmatik eylemleriyle ortaya çıktığına dair tıbbi kanıt olmadığı kaydedilen raporda şu ifadelere yer verildi:

“Bebekte taburculuk sonrası takiplerinde tespit edilen nörolojik tablonun derin gelişim geriliği olan prematüre bebeklerde beklenir bir durum olduğu, tüm adli ve tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde kendisinde mevcut bünyesel duruma bağlı (prematürite, intrauterin gelişim geriliği) olduğunun değerlendirildiği, ilgili hemşire tarafından uygulanan eylemler ile bebekte saptanan nörolojik tablo arasında illiyet bağı kurulamadı. Olay tarihli radyolojik görüntüler, tıbbi evrak, kamera kayıtları ve bilirkişi raporlarının incelenmesi sonrası bebeğin yoğun bakım takiplerinde 26 Mayıs 2021 tarihli bakımı sırasında ilgili hemşire tarafından sol uyluk bölgesine uygulanan travmatik eylemin sol femurda şaft kırığına sebep olduğunun değerlendirildiği cihetle, yaralanmasının, küçüğün yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, küçük üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kırığın hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğu oy birliği ile mütalaa olunur.”

BABA TEPKİ GÖSTERDİ

Baba Abdullah Bozoklar rapora itiraz etti. Kızına şiddet uygulanana dek herhangi bir hastalık tanısı konulmadığını vurgulayan Bozoklar şöyle konuştu:

“Beyin sarsıntısını yazıyor, kafa sarsıntısını yazıyor, 14 dakika boyunca şiddeti yazıyor ve geriye dönüp baktığın zaman bacağının kırılmasını yazıyor ve hayat fonksiyonlarını etkilediğini yazıyor, ‘ama illiyet bağı kuramadık.’ Yani bu saçma bir rapor, bizimle dalga geçer gibi bir rapor. 45 kişinin oy birliğiyle imzaladığı bir rapor ama yukarıdaki maddelerin hepsinde olayın hepsi söyleniyor, hastanın prematüre olmasına bağlandı. Doğumdan şiddet uygulanana kadar hiçbir nörolojik takibi yok, hiçbir epilepsi ilacı kullanımı yok, Serebral palsi ile ilgili bir ön tanısı yok, hiçbir şeyi yok. Dönüyorsun, geliyorsun diyorsun ki, ‘Senin çocuğun erken doğmuş, bu hastalıklar zaten olacaktı.’ Bu hastalıklar yüzde 1 ihtimaldi, yüzde 2 ihtimaldi. Yani bugüne kadar doğan prematüre çocukların hepsi mi bu şekildeydi?”

Genç Ortodonti Uzmanı Aniden Hayatını Kaybetti

“BU ÇOCUK MU DEMELİYDİ ‘BANA MR ÇEKİN’ DİYE”

Anne Sema Bozoklar, “Gelen raporda çocuğun bacağının kırığının ağırlığını, çocuğa yapılan darbın, şiddetin ağırlığını her şeyi yazıyorsunuz. Sonuç olarak ‘MR çekilmedi’ diye bunun sorumluluğunu da benim çocuğuma yüklüyorsunuz. Bu çocuk mu demeliydi, ‘Bana MR çekin’ diye? Asıl soruşturmanız gereken oradaki sorumlulardır, benim çocuğum değildir. Oradaki sorumluları soruşturun bakalım, benim çocuğuma neden MR çekmemişler, neden ayrıntılı bir şekilde araştırmamışlar? Bunları soruşturun bence benim çocuğumdan önce” dedi.

Share This Article
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir